İnsan hayatına yön verebilecek bazı güzel hasletleri şöylece sıralamak mümkündür:
Dinde basiret,
Sünnete titizlikle riâyet,
Kur’ân’ı düzgün kıraat,
Nahve hâkimiyet,
Zühd   ve vera’   konusundaki hassasiyet.
Zühdün başı tevekkül, ortası sabır ve sonu ihlâstır.
Tevekkül ve ihlâs!
Hakka ulaşan 17 derecenin başında tevekkül gelir.
Allah korkusu ve ölüm korkusu,
Hüzün, Allah için gözyaşı dökmek,
Her vesileyle nefis muhasebesi yapmak,
Huşû’,
Fakr ve dünyadan uzak durmak,
Hayırları gizlemek,
Riyâya düşme endişesi, riyâ korkusu içinde olmak. Riyâdan kaçınmak konusunda azamî çaba göstermek,
Sıdk,
Murâkabe,
Varlığa sevinmemek, yokluğa üzülmemek, fakir ve zengin olduğuna aldanmamak,
Nefse hariç her şeye karşı tahammüllü ve hazımlı olmak,
Halktan bir şey beklememek,
Elde olan ile yetinmek, başkalarının elinde bulunana göz dikmemek!
Tâatın temelleri; hüzün, rızâ ve muhabbettir. Mâsiyetin   temelleri ise kibir, hırs ve hasettir.
İnsanlara malını sarf etmek, ancak onlardan bir şey almamak,
İnsanlara haklarını ödemek, fakat onlardan kendi hakkını ödemelerini beklememek,
İnsanların baskılarına katlanmak, fakat onların hiç birine kesinlikle baskı yapmamak,
İnsanların kınamalarına aldırış etmemek,
Mahlûkâtın verdiği eziyetleri görmezden gelmek,
Hayır ve hasenâtı sadece Allah’ın bileceği şekilde gizli yapmaya çalışmak,
Şöhretten sakınmak,
Nefs ile mücâhede,   nefsi terbiye etmek.
Takvanın alâmeti verâ’, verâ’nın alâmeti helâl olduğu şüpheli şeylerden geri durmak, korkunun alâmeti hüzün, recânın   alâmeti güzel bir şekilde ibadet, zühdün alâmeti de kısa emeldir ve gözünü harama bakmaktan, nefsini hevâdan koruyup kalbini devamlı murâkabe, bedenini sünnete uygun amellerle mamur edenin firâsetinde hiç hata olmaz.
Verâ, Allah’ın emir ve yasaklarının sınırlarını gözetmektir.
İtibar düşkünlüğü, düşmanlığa yol açan bir husus ve tedavisiz bir hastalıktır.
“Senin için vakitlerin en faziletlisi, nefsinin vesvese ve havatırından,   halkın da senin sû-i zannından kurtulmuş olduğu andır.”
Tedbirli olan kimse için şüphelerden yüz çevirmek ve kötülüklerden uzak durmak kolaylaşır.
“Ârifin alâmeti, kalbi kutsiyet melekûtuna   bağlı iken, insanlarla yediği, içtiği, şakalaştığı, alışveriş yaptığı ve istişarelerde bulunduğu halde, hâlini onlardan bütünüyle gizlemektir.”
“Nefsin; övülme sevgisi, dünyada yerilme korkusu ve insanların elindekilere aşırı ilgi duyma olmak üzere üç temel eğilimi vardır.”
“Sahip olduğun en değerli şey, vaktindir. O nedenle onu en değerli şeyler ile geçir.”
“Nefsine söz ve fiil olarak Sünnet’i emreden kimse hikmet konuşur.”
“Mü’minin dili, kalbinin arkasındadır. Bir şey konuşmadan önce düşünür; eğer konuşması lehine ise konuşur, aleyhine ise susar. Münafığın ise kalbi dilinin arkasındadır. Kalbine gelen her şeyi düşünmeden konuşur.”
“Tevazu, evden çıktığında gördüğün herkesin senden üstün olduğunu düşünmendir.”
“Tevekkül, Allah’a karşı kayıtsız teslimiyettir.”
“Sülemî, fütüvveti mertebelerin en yücesi olarak görmekte ve fütüvvet risalesinin sonunda fütüvvetin gereklerini şöyle sıralamaktadır:
Doğruluk, vefa, cömertlik, güzel huy, göz tokluğu, dostlarla şakalaşma, arkadaşlarla iyi geçinme, kötü söz söylemekten kaçınma, iyilik yapmayı arzulama, güzel komşuluk, güzel konuşma, ahde vefa, Allah’ın, emrinin altına verdiği aile efradına ve hizmetçilere iyi muamele, çocukları terbiye etme, büyüklere karşı edepli davranma, kinden, aldatmadan, buğzdan uzaklaşma, Allah için dost ve Allah için düşman olma, malını, mülkünü dostlara harcama, buna karşılık onların başlarına kakmama, malında ve mevkiinde kendisinden yardım dileyenin sözünü yerine getirme, misafirlere hizmet etme, dostların işini gönülden yapma, dostlarına yemeğinden yedirmek suretiyle saygı gösterme, canıyla, malıyla onların ihtiyaçlarını karşılamaya koşma, kötülüğü iyilikle karşılama, gelmeyene giderek karşılık verme, tevazu’a sarılma, kibirden kaçınma, hâllerini ve sebeplerini beğenmeden vazgeçme, ana-babaya iyilik, akrabayı ziyaret, ihvanın kusurlarına göz yumma, kabahatini örtme, gizlide onlara öğüt verme, her zaman onlara dua etme, halkı yaptıkları işlerde mazur görme, nefsinin şerrini ve zulmünü bilerek her zaman kendini ayıplama, halk ile ülfet etme, Müslümanlara şefkat, merhamet ve iyilik etme, fakirlere acıma, zenginlere şefkat, âlimlere tevazu’, işittiğinden hakkı kabul etme, dili yalandan, gıybetten, kulağı hata işitmekten, gözü haramdan koruma, amellerde ihlâs, hâllerde doğruluk, dışa dikkat etme, içi gözetme, yaratıklarda iyilik görme, iyilerle arkadaş olma, kötülüklerden kaçma, dünyadan yüz çevirme, Allah’a yönelme, dilekleri terk etme, fânî dünya için böbürlenme arzusunu atma, fakirlerle oturmaktan şeref duyma, zenginlere zenginliklerinden dolayı hürmetten kaçınma, Rabbiyle zengin olma ve zenginliğine şükretme, hiç kimseden çekinmeden hakkı söyleme, sevinecek şeye şükretme, belâlara sabretme, hıyanetten uzaklaşma, mecliste aşağıda oturmaya razı olma, kendi haklarını istemekten vazgeçme, başkalarının haklarını tam verme ve nefsinden bunu yapmasını isteme, gizlide Allah’ın yasaklarına uyma, arkadaşlara danışma, yokluk sırasında yalnız Allah’a güvenme, az tamah, sâlihlere hürmet, günahkârlara şefkat etmeyi bilme, kimsenin kendisinden rahatsız olmamasına özen gösterme, dışının içine uymasına özen gösterme, dostunun dostuyla dost, düşmanıyla düşman olma, dostunun ziyaretine gideceği kimsenin uzakta bulunması dolayısıyla ziyaretten geri kalmama.”
“Sülemî fütüvveti, Allah’ın emirlerine uyma, güzel ibadet, her kötülüğü bırakma, zahiren ve bâtınen ahlâkın en güzeline sarılma tercihi olarak açıklamaktadır.”
“Zahirde edebi gözetmek gerekir. Çünkü edep güzelliği içteki hâllerin güzelliğinin delilidir.”
Sedef çerçeveli boy aynanızda şöyle baştan ayağa kadar kendinize bir bakın! “Ufukların efendisi” olan Osmanlı medeniyeti hakkında neler biliyorsunuz? Selçuklu ve Osmanlı’nın İslâm medeniyetine, Türklerin Türk kültür ve medeniyetine ilâvelerle yaptığı hizmetlerin âbide şahsiyetlerle insanlığa sunulduğunda hiç şüphe yoktur. Biz acaba bu nadide hasletlerin kaç tanesini şahsiyetimizde barındırabiliyoruz?
Not: Bu makalenin hazırlanmasında Dr. Ali BOLAT’ın, Bir Tasavvuf Okulu Olarak Melâmetîlik isimli eserinden istifade edilmiştir.
Dr. Ali BOLAT, Bir Tasavvuf Okulu Olarak Melâmetîlik, 2. Baskı, İnsan Yayınları: 362, İrfan ve Tasavvuf Dizisi: 42, Kurtiş Matbaası, 2003.
Not: Bu makale, Mersin Tercüman Gazetesi’nin 17.05.2010 tarih ve 348 sayılı nüshasında yayımlanmıştır. www.mersintercuman.com

Ekrem YAMAN
Antalya Vali Yardımcısı
Web: www.ekremyaman@8k.com
E-posta: ekrem.yaman@icisleri.gov.tr